Kendinizi Hiç Yalnız Hissettiniz Mi?


Hakim-i Mutlak yarattığı insanların mutlu olabilmeleri için, her türlü imkan sunulmuştur. Yeter ki,
hangisinden nerede, nasıl ve şekilde faydalanılacağını bilsin. Çünkü dünyada ki mevcut her türlü canlı/cansız
tüm varlıklar, insanın emrine verilmiştir.Buna rağmen çoğu zaman, insanların boşlukta dolanıp durduğunu,
âdeta bir bilinmezliğe doğru sürüklendiğini duyarız.
Artık hayatın anlamsızlaştığı, yaşamın sıradanlaştığı, belki istenilen, beklenilen anlamda olmadığı
hissine kapılırız bir çok kez.Ortada hiçbir sebep yokken ya da incir çekirdeğini doldurmayacak kuruntular
yüzünden hayatımızı zindana çeviririz. İçinden çıkılamaz bir hal alan yaşamımızda bunaldığımız zamanlar,
kalabalıklar içerisinde bile yalnız hissettiğimiz anlar olmuştur.
Hafif esen bir rüzgarda bile, fırtınalara kapılmışçasına sallanıp dururken, hangi yöne gidileceğine bir
türlü karar verilemez. Çıkılan yolculukta, varılmak istenen nihai hedefe ualaşmaya çalışılırken toza, toprağa
bulanıp dururuz. Çölde çıkan kum misali yönümüzü seçemez, olduğumuz yerde mıh gibi çakılır kalırız.
Hangimiz; “Ben hiç böyle olmadım, benim başıma hiç gelmedi” diyebilir ki.Olmaz diye bir şey yok.
İnsan olanın başına iyi/kötü, doğru/yanlış herşey gelebilir.
Sonuç elbette sahibi olduklarınla alakalı olup; ya mevcut inanç ve itikadınla mutlak nihai hedefe varırsın,
ya da elde ettiklerinle taşı dağ yaparcasına altında ezilir, çağımızın beşbelası olan Depresyona girer,
hayattan/yaşamdan ve yaşadıklarından keyif alamaz duruma düşersin. Olmadı çıkarsın kırlara, temiz hava,
özgürlük diye bırakırsın kendini tabiatın kucağına, lezzet, tad ve zevk almak adına.
Mutlu edeceği düşünülen kuşların ötüşü, sudaki dalgaların sesi, yemyeşil ağaç yapraklarının ninni söyler
gibi hışırtıları, bir türkünün ritmi, melodisi, bir şiirin tınısı ve ahengi bile sizi etkilemeyebilir.
Gülmek, gülümsemek, sevgi nazarıyla nesnelere/objelere bakmak içinizden gelmeyebilir.
Çok sevdiğiniz bir yemeği yemek bile size tat ve lezzet vermeyebilir, hatta belki tiksinebilirsiniz.
Canciğer bazı arkadaş ve dostlarınız, o an size bir bir canavar gibi görünebilir.
Ailedeki yaşayanların yüzüne bakamaz olabilirsiniz. Yaşadığınız mekanda, mevkide, şehirde, herşey sizi
boğacakmış gibi olabilir.
Gittiğiniz psikiyatristlere bunun iyi/kötü bir izahını da yapamıyor olabilirsiniz.
Ruhi bunalımınızı, çektiğiniz sıkıntıları, psiko sosyal sorunlarınızı anlatamaz olursunuz.Çünkü neler olup
bittiğini sizler de bilmiyorsunuzdur.
Ama unutmayın!
Yaşam zordur. Yaşamak zordur. Yaşanılası arzu, istek ve talepleriniz tatminkar olmaması gerçekten
zordur.Maalasef tüm bunlar insana hazır vaziyette sunulmaz.Ancak bunlar yaşanmış bir süreç içerisinde, yapılan
doğru şeyler neticesinde kurulmuş aşamaya gelen değerler ve edinimlerdir. Bu kazanımların beraberinde
getirdiği sorunlar elbette gelip geçicidir.Sonuçta huzur, sonuçta mutluluk, sonuçta doyum vardır.
Bunlar hep sabır ve tahammülün neticesinde, hayatın kendisinde varolan doğal süreçlerdir.Amaç
aslolunana ulaşmada amaçtan ziyade araç olarak, köprü vazifesi görmesidir.İnsanoğlu mevcut zaafları
neticesinde ya bunları görmez/göremez, görmemezlikten gelir, ya da unutur.
Kim bilir!...İnsan dünyayı tüm beklentilerinin doyuma ulaşacağı yer olarak görür. Ancak bu mümkün
değildir.İnsan olmanın, yaşamanın gayesi sanırım bu olmamalıdır.Zaten insan fıtrat-ı gereği hep doyumsuz
olmuştur.İstek, arzu ve beklentilerine bir sınır koyamamıştır. Değirmen misali sürekli verdikçe ister.Hep daha
fazla, hep daha fazla ister durur.
Makul ve mantıklı istek ve beklentileri istediği şekilde karşılanmadığını görünce, yaşayacağı hayal
kırıklığı, moral bozukluğu, boşlukta yuvarlanacağı bilinmezlikleri varın siz düşünün!
Kerim BAYDAK
kbaydak61-artan@hotmail.com

kbaydak61-artan@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12May

Korona’nın Hesabı!

28Nis

Kabul Etseniz de, Etmeseniz de…

16Nis

Maske Tak, Sosyal Mesafeye Uy!

04Nis
24Mar

Pandemik Korona